Diyarbakır Halk Oyunları Erkek Kostümleri

· Hamayli

Asıl amacı nazardan korunma olan şekil olarak ta kare üçgen dikdörtgen veya silindir şeklinde olan boyun takısıdır. Boyuna koldan geçirilerek takılır. Genelde deriden ve sade bir biçimde yapılır.

· Pazubant

Dinsel inançlardan ilgili nazardan korunmak amaçlı doğan üzerinde yılan akrep tabanca şekilleri bulunan kare üçgen ve dikdörtgen şekilleri olan kolun dirsek ile omuz arsına takılan bir kol takısıdır.


· Köstek

Yörede iki değişik çeşidi bulunan en eski erkek takılarından olan bir takı çeşididir. iki şekli mevcuttur ;

· Boyundan asılan ve ucuna saat takılan.

· Yeleğin düğme iliğine kancasıyla tutturulan ve ucuna saat takılıp saatle beraber yeleğin cebine bırakılan.

· Zincir

Gri veya sarı renkte olup yeleğin düğme iliğinden tutturulup kuşağın iç kısmına konan bir takıdır.


· Mendil

Yörede genelde açık renklerden seçilen kare şeklinde işlemesiz olup katlanarak kuşakla yelek arsına sıkıştırılarak takılan bir aksesuar çeşididir.

Diyarbakır Halk Oyunları Kadın Takıları

Baş Takıları

· Şırrık

Yörede çok yaygın olarak kullanılan sadece gümüşten imal edilen üzerinde damla güneş yaprak yılan motifleri bulunan bir takı çeşididir. Takının orta kısmı alnın tam ortasına gelecek şekilde Kofi denilen başlığa tutturulur. Boyuna takılacak şekilde kolye biçiminde olanları da mevcuttur.

· Eyyün

Bir parça kumaş üstüne düzenli bir şekilde altın paralar sıralanır. Yapılan bu takı Kofinin üstüne yani kaşın tam üstüne gelecek şekilde yerleştirilir başın arka kısmında düğüm atılır bazı bölgelerde ekonomik güce göre altın yada gümüş paralar olarak değişebilir.

· Küpe

Kulağa süs olarak takılan ve hala eski canlılığıyla kullanılan bir takı çeşididir. Genelde yöreye özgü küpeler ;

· Kişnişli Küpe

· Habli Küpe

· Fiyonklu Küpe

· Tut Küpe

· Doktor Diş Küpe

· Hızma

Yörenin belli kesimlerinde kullanılan bayanların sağ yada sol burun deliklerine takılan bir takıdır. Genelde altın yada gümüş olup üzerinde mavi boncukta olabilir.

Boyun Takıları

· Hamayli

Yörede “Boylamada” denilen bir süs eşyasıdır. Hamayli bayanlarda kötü rüya karanlıklardan ve nazardan korunmak amaçlı takılır. Genelde yörede bayanların yazın içlerine giydiği “Melankof” ve günlük zamandaki “Fistanın” arasında olup dışardan gözükmez. Diğer takılardan farklı özelliği dini inanışın etkisinde kalarak içinde “Kurandan Ayetler” vardır.

· Kolye

Yörede yaygın olan ve fazlaca çeşidi bulunan bir boyun takısıdır.

· Habli Kolye

· Kişnişli Kolye

· İncili Kolye

· Yapraklı Kolye

· Kozanlı Kolye

· Direkli Kolye

· Badem Yapraklı Kolye

· Beşibirlik

Beş altın lira değerindeki Osmanlı parasıdır. Yörede “Beşibiryerde” adı verilmektedir. En yüksek altın para sayılan takı ip yada kumaş parçası üzerine beş adet takılır ve öylece boyuna asılır.


· Mercan

Mavi ve turuncu renklerden üç sıralı boncuktan olup genç kızların boynuna taktığı

bir takıdır. En temel özelliği tam boynu saracak şekilde olmasıdır. Hamayli (boylama) gibi sarkmaz.

· Süt Muskası

Yörede sütten kesilen bayanların taktığı ince gümüşüstünde ayetler bulunan ve ortasında taş olan bir boyun takısıdır.

· Kordon

aaaalden olup kırsal kesimdeki bayanlarda ucuna kullandığı sandığının anahtarı

şehir merkezinde yaşayan bayanların ise giydikleri elbisenin sol üst köşesindeki cebe koydukları cep saati kordonudur. Yani kırsal kesimdeki bayanlar için anahtar şehir merkezindeki bayanlar için saat kordonu görevini gören bir boyun takısıdır.

· Kehribar

Yörede sarılık hastalığına yakalanan bayanların kullandığı ceviz büyüklüğünde ortasından ip geçen sarı kehribar taşında olan bir boyun takısıdır.

Kol Takıları


· Bilezik

Dönemine göre çeşitli motiflerle süslenen değişik işçiliği olan deri ağaç bakır gümüş altından yapılan eski dönemlerde erkeklerinde kullandığı söylenen ve hala yaygın olarak kullanılan süs takısıdır.

· Hasır Bilezik

· Paralı Bilezik

Bel Takıları


· Gümüş Kemer

Gül menekşe lale yonca yaprağı gibi motifleri bulunan gümüşten imal edilip ve bele takılan bir süs eşyasıdır.

Ayak Takıları

· Halhal

Yörede genç kızların ve çocukların ayaklarına taktıkları pirinç yada gümüşten yapılan hareket ettikçe ses çıkaran bir ayak takısıdır. Halhalın ses çıkarması çocuğa yaklaşan zararlı hayvanları korkutmak içindir.

Diyarbakir Halk Oyunları Erkek Kostumu

Başa Giyilenler

· Tiftik Külah

Deve tüyünden yapılan genelde koyu renklerden seçilen ve üzerine yöresel ipek puşular bağlanan bir başlıktır. Kulakların ucunu içine alacak şekilde başa geçirilir ve üzerine puşu bağlanarak düğümlenir. Düğüm ekip başında sağa diğer oyuncularda sola sarkıtılır. Yörede koyun yününden yapılanı da mevcut olup buna ise “Kum Külah” adı verilir.

· Cemadani

Yörede birçok değişik isim verilen kare şeklinde kenarları püsküllü ve ağırlık olarak siyah-beyaz yada kırmızı-beyaz renkteki baş bağıdır. Önce ikiye üçgen şekilde katlanır daha sonra alından itibaren tüm başı saracak şekilde başa sarılıp bağlanır.

· Sekiz köşe Şapka

Yörede bir çok erkeğin tercih ettiği değişik renk ve modelleri bulunan bir başlık çeşididir.

Bedene Giyilenler


· Gömlek

Düz yada çizgili kumaşlardan yapılan cepsiz hakim yaka önü ve kolları düğmelidir. Yörede ağırlıklı olarak düz zemin üzerine çizgili veya kendinden çizgili olanları tercih edilir.

· Yelek

Gabardin kumaştan yapılanönde cepleri olan hakim yaka kolsuz bir üst giysidir. Şalvarla aynı kumaşı içerir arka kısmında ipleri mevcut olup bu ipler birbirlerine düğümlenir. Yörede “Kırk Düğme” adı da verilmektedir.

· Şalvar

Gabardin kumaştan yapılır yandan cepleri bulunan ağı bol paçaları dar önden uçkuru bulunan bir alt giysidir. Uçkur bağı yün iplerin değişik renklerde boyanıp dokunmasıyla yapılır. Bu bağ şalvara takılır önden düğümleri şalvarın içinde kalacak şekilde bağlanır. Daha önceleri cep ve paça kısımlarına akrep yılan motifleri işlenilmiştir şimdileri ise motifli şalvarların sayısı azalmıştır.

· KUŞAK

Kare şeklinde kenarları püsküllü rengarenk olan ve bele dolanan bir bel sarığıdır. Püskülleri içeri alınıp ikiye üçgen şeklinden kıvrımlı bir biçimde inceltilerek bele sıkıca sarılır. Eski zamanlarda “Acem Kuşağı ve İpek Kuşaklar” kullanılmıştır.

Ayağa Giyilenler

· Çorap

Koyun yününden diz altına kadar uzanan elde işlenen ve değişik motiflerle süslenen bir ayak giysisidir. Yörede bir diğer adı Yün Çoraptır.


· Yemeni

Deriden yapılan ağırlıklı olarak beyaz krem veya siyah renklerden seçilen önü kapalı bağcıksız arka tarafında tutup çekilsin diye kulakçığı bulunan bir ayak giyeceğidir. Yörede “Poçikli Yemeni” adı verilmektedir.

Diyarbakir Halk Oyunları Kadın Kostumu

Başa Giyilenler

· Kofi

Kenarları çuhaya benzer kumaşla çevrelenmiş tepesi ise ipek veya benzeri

ipliklerle elde edilmiş bir başlıktır. Parçaları ise ;

· Tar denilen tas biçimindeki tahta yada tenekeden yapılmış malzeme

· Tarın üstüne geçirilen saçaklı yada saçaksız fes

· Kofiye takma saç eklenir ve yanlardan örgüler sarkıtılır.

Açık başa önce beyaz renkte tülbent sonra yörede şaar denilen sarık ve bununda üzerine genelde canlı renklerden seçilen puşular sarılır. Kofinin üstüne sarılan şaar düğümüne göre takan kişinin hangi bölgeye ait olduğunu belirtir.

· Fes

Keçeden yapılan baştan bele kadar uzananiki türlüsü olan bir başlık çeşididir.

· Fini Fes ; Saç bağı olmayan ve içinde kasnak bulunan genelde yaşlıların tercih ettiği fes çeşididir.

· Kofi Fes ; Saç örükleri bulunan ve genelde çift yada kırk örüklü çeşitleri olan fes çeşididir. Genelde genç kızlar kullanır ve saç örgüleri ise mavi boncuk gümüş penez mecidiye muska yada saç bağları ile süslenmiştir.

· Tülbent

Başa boylu boyunca saçlar görülmeyecek şekilde örtünen ince sık tülden yapılan genelde beyaz renk ve kare şeklinde olan ince bir baş örtüsüdür. Yörede “Çit” adı da verilir. Bu örtünün etrafı elde örülmüş oyalar ve pullarla çevrili olanları da mevcuttur. Bunlara ise yörede yazma adı verilir.

· Şaar

Kare şeklinde siyah zemin üzerine değişik renklerden çizgiler bulunan bir baş

örtüsüdür. Önce üçgen daha sonra ince bir şekilde katlanıp kofinin etrafına sarılıp düğümlenir. Yörede “Çar ve Heftrenk” (7 renk) isimleri de verilir.

· Puşu

Özel kumaştan dokunan renk ve dokunuşlarına göre adlandırılan hemen hemen her rengi bulunan bir baş bağıdır. Başın gerisine alından geçirilip sarılmak suretiyle kofinin üzerine sarılıp düğümlenir. Genelde canlı renklerden seçilir ve isteğe göre sayısı çoğaltılabilir.

Bedene Giyilenler

· Fistan

Kolları ve boyu uzun etek kısmı büzgülü genelde kadifeden yapılmış bir üst giysidir. Bu kıyafete bazı yerlerde fistan bazı yerlerde ise entari denilmektedir. Ağırlıklı olarak çiçek desenli modeller seçilen bir giysidir.

· Üçetek

Genelde kadife kumaşlardan yapılmış önden ve yandan yırtmaçları bulunan üzeri kendinden desenli bir üst giysidir. Ağırlıklı olarak canlı renkler ve çiçek desenli modellerden seçilir. Yörede mevsim ve iş şartlarına göre kullanılan bir giysidir.


· Kotik

Kadife yada benzeri kumaşlardan yapılan üzeri değişik motiflerle süslenmiş kolu dirseğe kadar ve önü açık bir üst giysisidir. İsim olarak kotik adını alması yörede kısa olana kot adı verildiğindendir. Düğmesi yada ön tarafı birbirine bağlayacak bir ek parçası bulunmaz. Üzerindeki işlemeler genelde sarı simlerden yapılır.


· Şalvar

Yörede “Tuman” denilen çiçekli yada kendinden desenli kumaşlardan olan ağı dar ve düz normal paçalı bir alt giysidir. Beli ve ayak paçaları lastikli olup belden tam ayak bileğine kadar uzanmaktadır. Genelde göze hoş gelen desenli modellerden seçilir.

· Kuşak

Birçok yerde “Ağabani” denilen genelde sarı yada açık renklerden oluşan üzeri işlemeli bele sarılan bel sarığıdır. Katlanarak ince bir sekile getirilip sıkıca bele sarılır.

· Önlük

Bele bağlanan ve fistanın kirlenmesini önleyen değişik kumaşlardan yapılmış önlüktür. Genelde kiri saklasın diye koyu renklerden seçilir. Yörede bir diğer adı “Peştamaldır”.


Ayağa Giyilenler

· Çorap

Koyun yününden diz altına kadar uzanan elde işlenen ve değişik motiflerle süslenen bir ayak giysisidir. Yörede bir diğer adı “Yün Çoraptır”.

· Yemeni

Deriden yapılan ağırlıklı olarak beyaz krem veya siyah renklerden seçilen önü kapalı bağcıksız arka tarafında tutup çekilsin diye kulakçığı bulunan bir ayak giyeceğidir. Yörede “Poçikli Yemeni” adı verilmektedir

Diyarbakir Halk Oyunlari Kostümleri

Diyarbakır yöresinde hakim olan sert karasal iklim ve yarı kurak yayla iklimi sebebiyle yazlar sıcak ve kurak kışlar ise çok soğuk geçer. Birazda bu iklimin etkisiyle halk arasında birlik beraberlik dayanışma daha yoğundur. Bu yoğunluk geleneklere daha sıkı sarılmayı inançlarına daha fazla sahip çıkmayı beraberinde getirmiştir.

Tüm bu geleneklere bağlılık giyim kuşamın muhafaza edilip günümüze kadar dimdik ayakta gelmesini kolaylaştırmıştır.

Halk oyunları denilince en önemli unsurlardan biri de şüphesiz giyilen kıyafettir. Yöresel özellikleri tamamıyla yansıtan öğedir kıyafet. Diyarbakır yöresel özelliği sebebiyle giyimin yeri çok önceliklidir. Cumhuriyet Dönemi’nde giyilen şehir kıyafetleri de yöre halkının giyimine her dönem ne denli özen gösterdiğinin belgesidir.

Yörede giyilen kıyafeti etkileyen unsurlardan bazıları ;

Yörede birçok kültürün beraber yaşaması ve kültür alışverişinde bulunulması özündekini kaybetmeden giyilen kıyafetleri etkilemiş ve bu etkileşim yöre kıyafetlerine zenginlik katmıştır.

Yörenin iklimi coğrafyası ve içinde bulunduğu ekonomik şartlar kıyafetler üzerinde etkili olup günlük yaşamda daha güzel görünüp insanlar üzerinde güçlü gözükmek ve özel günlerde kendini öne çıkarmak faktörleri kıyafetler üzerinde önemli rol oynamıştır.

Bölgede hakimiyet kuran medeniyetlerin kıyafetlerle ilgili koyduğu yasaklar ve önerdiği kıyafetler hiç şüphesiz ciddi birer etken olup kutsal kitaplar ve dini yayan insanlar giyilenler hakkında kesin hükümler verdiğinden dinsel inançlar bireylerin giyimi üzerinde ciddi anlamda etkiler bırakmıştır.

Sayokan Nedir? Sayokan felsefesi, adabı, hedefleri, ekonomisi

SAYOKAN; “Savaşçının Yolu ve Kan’ı” cümlesindeki kelimelerin baş hecelerinin birleştirilmesi ile meydana getirilmiştir. Türk savaş sanatı savaşçı sözcüğü ile nasıl savaşçı olunacağının yolunu
yani akıl ve beden gücünü kullanabilme yeteneğini ve disiplinini Yolu sözcüğü ile öğreti olarak erdemliliği barışı çalışkanlığı sevgiyi saygıyı tarihteki büyüklerinin gelenek örf ve ananeleri ile Kanı sözcüğü ile de tarihteki kahramanların birliğini devamiyetini amaçlamaktadır.

FAALİYET AYLARI – MEVSİMİ :

06 Mayıs – 08 Kasım tarihleri arası şampiyona turnuva organizasyonlarının yapıldığı aylardır.
Bu tarihler arası atalarımızın ruz-ı hızır diye adlandırdığı 179 günlük bir dilimdir. Tarihimizde hızır günleri olarak adlandırılmıştır. Savaşa hazırlık şenlikler festivaller izdivaçlar hep hızır günlerinde organize edilmiştir.
09 Kasım – 05 Mayıs tarihleri arası gelişim teknik hakemlik yönetim organizasyon seminer toplantı ve sempozyumlarının yapıldığı aylardır. Tarihimizde atalarımız bu tarihler arasındaki ayları kasım günleri olarak adlandırmışlardır. Bu aylar arasında alpler (sporcular) şampiyona ve turnuvalara teknik taktik sürat ve kuvvet antrenmaları ile hazırlanırlar.

CENK MEYDANI:

Cenkler (müsabakalar) çim üzerinde yalın ayak yapılır. Cenk anında yağmur sağsa da cenkler devam eder. Cenk meydanı üç parsele bölünür. Birinci parsel Baş boyu (Baturalp) ikinci parsel Orta Boy (Konuralp) ve üçüncü parsel Ayak Boyu (Gencalp) olarak ayrılır. Bayanlar (Almila) içinse en son bir parsel kullanılır. Eşleşen alpler (sporcular) aynı anda cenke başlarlar. Her cenk için belirlenmiş bir sınır yoktur. Her cenk bir hakem tarafından yönetilir. Ayrıca kule hakemleri vardır. Sağlık ekipleri idari çalışmalar alpler için hazırlanmış testiler içinde su veya benzeri malzemeler için kenarlara otağlar kurulur. Alan içinde ki görevliler folklorik kıyafetler giymek zorundadırlar. Yağlı güreşin yapısı ile benzerlikler vardır.

ALPLİK OKULU:

Eski Türkler M.Ö. 6.yüzyılda Pi-yung adı verilen kale şeklindeki bir binada Alplık Teşkilatını kurdular. Dünya tarihinde ki ilk kurumlaşmadır. (Kaynak Türklerde Spor Kültürü s.22-23 Prof.Dr.Özbay Güven). Bundan dolayı Sayokan-Goshinkaikan’da eğitim yerlerine Alplik Okulu adı verilir. Kişi önce Alp sonra Eren olma yolunda ilerler. Lakin Türk savaş sanatı yabancılar tarafından da icra edildiği için Alplik esas alınmış erenlik ise kişilerin tercihlerine bırakılmıştır.

ABA:

Sayokan – Goshinkaikan’ da cenk elbiselerine aba denir. Beyaz üst ve mavi üst aba olmak üzere her alpin sahip olması gereken abası bulunur. Her iki abanın altları beyazdır. Beyaz aba beyaz köşe için mavi aba ise mavi köşe içindir. Abaların kolları dirsekten üç parmak üsttedir iki yakadan oluşan ön kısmı sol parça sağ tarafın üstüne gelecek şekilde kapanır. Kalın kumaştan yapılan abaların omuzları sarı bir kumaştan kaplanmıştır. Bileklerde özel tasarlanmış bileklikler bileklere zarar vermemesi içindir. Cenklerde kullanım mecburidir. Bele bağlanan kemer iki kez dolandırılır. İlk bele dolama Allah’a sadakat ve bağlılığı ikinci bele dolama devlet ve millete sadakat ve bağlılığı atılan düğüm ise bu ilkeleri kabul ettim nokta koydum anlamındadır. Bu iki ilke madde ve manayı ifade eder. Yani zıtlıkların birliği kuramını tasdik eder.

SELAM:

Sayokan – Goshinkaikan’da selam yerde ve ayakta olmak üzere iki şekildedir. Her iki selam türünde de sağ yumruk kalbin üzerine konur baş öne eğilme yapar.
Yer selamı ; Sol diz üzerine sol el konur sağ yumruk kalbin üzerinde sağ diz yerdedir baş eğilir.
Ayak selamı: Ayaklar kişinin omuzları genişliğinde yana açılır ayak baş parmakları tam karşıya bakar sol el yumruk aşağıda sağ el yumruk kalbin üzerinde baş öne eğilir. Eğilmeler belden değildir. Sadece baş hareketidir.
Alplik okullarında bayrağa karşı her iki selamda kullanılır. Aybar’a (antrenör) ise sadece ayakta selam verilir.
Cenk meydanında bayrağa ve protokole halka toplu selamlama
ayakta yapılır. Bayrağa selamın anlamı “yüreğimdesin” halka selamın anlamı ise “yiğitlik şanımı koruyacağım sizde şahit olun” şeklindedir. Cenkler ayakta selam ile başlar anlamı “yiğitliğini kabul ediyorum yiğitliğimi kabul et”. Alplerden birinin yenilmesi veya cenki bırakma isteklerinde ise yer selamı verilir anlamı “yiğitliğin benden üsttedir”

TOPLUMSAL ETKİSİ:

Ülkemizin bir çok yerinde organize edilecek Sayokan-Goshinkaikan yarışmaları birbirini tanımayan ama aynı kültürü yaşatan bir çok alpi bir araya getirecek genel anlamda birlik ve beraberliğin kuvvetlenmesini sağlayacak milletimize de yaşatacaklardır. Bireylerin toplumsallaşmasında kimlik kazanmasında Sayokan’ın içindeki milli kültürü örf ananevi ve öğretisi katkı sağlayacaktır. Kültürleşme hareketi olan Türk savaş sanatı Sayokan Türk milletinin kahramanlık yiğitlik yeteneklerini sergilediği görselleştirdiği organizasyonları sayesinde Türk karakterinin kişiliğinin unutulmamasını daha iyi tanınmasını sağlayacaktır. Aklın sertliğin çevikliğin mukavemetin yiğitlik-erlik erdemliliği içinde yarışmalar vasıtası ile sunacak; Türk motifleri ile bezenmiş merasimlerin ritüellerin bireyler arasındaki bağların güçlenmesine pekişmesine geleneklerin sürmesine inançların tazelenmesine değer yargılarının kökleşmesine katkı sağlayacak; toplumu canlı biçimde ayakta tutacaktır. Türk milletinin bir üyesi Türkiye cumhuriyetinin bir vatandaşı olmanın mutluluğunun duygusunu verecektir. Türk milletinin kendine güveni yenilecek canlı tutulacaktır.

ESTETİK YAPISI:

Sayokan-Goshinkaikan yarışmalarında güçlü beden aklın stratejileri teknik hareketlerle akıcı bir şekilde sergilemesi insan vücudu estetiği ile görselleştirilir. Köslerin veya davulların makamları müzisyenlerin tarihi kıyafeti kuşamı cenk meydanının dekoru ritüeller ve merasimler estetik unsurlar arasında yer almaktadır.

EKONOMİK YAPISI:

Sayokan-Goshinkaikan yarışma organizasyonları çoğunlukla ülkemizin muhtelif bölgelerinde gelenekleştirilmiş yerel büyük festivallerde faaliyet gösterir. Bu festivaller büyük belediyelerin organizasyonları ile gerçekleştirilir. Alplerin yollukları ve dereceye giren alplerin ödüllen organizasyon sahibi belediye başkanlıkları tarafından ödenir. Ödüller organizasyonun büyüklüğüne göre değişkenlik arz eder. Türk savaş sanatı Sayokan yağlı güreşimiz gibi yarı profesyoneldir. Bu yapısından dolayı mesleki bir yapıya bürünmesi sağlanacaktır. Ayrıca uluslar arası hedeflerimiz ülkemiz ekonomisine turizmine tanıtımına katkı sağlamak amaçlıdır.

HEDEFLER:

Kültürleşme hareketi olan bu branşımızın uluslar arası ve ülke içi olmak üzere iki başlık altında hedefleri vardır.
1 – Kendimize ait olan bu sanatımızın Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar yaygınlaştırıp uzak doğu sporlarından farklı ayrı bir branş olduğunu kanıtlamak göstermek popüler olan futbolun çizgisine yaklaştırmak. Bunun için master programlarımızı hayata geçirmek. Mesleki bir boyut kazandırmak antrenör (Aybar)ve kulüplerin (Alplik okulu) ekonomik kalkınmalarını sağlayacak önlemlerimizi toplumsal etkisi ile hayata geçirmek. Uzak doğu sporlarından Türk savaş sanatına geçecek olan yüzlerce antrenörü pedagojik formasyon ile bir yıl içinde yeterliliğe ulaştırmak. 81 il belediyenin spor kulüp müdürlerine üniversitelerin spor bölümleri müdürlerine sempozyum ve brifinglerle sanatımızı tanıtmak ve bu kurumların bünyesine dahil edilmesini sağlamak. Tanıtım dokümanları göndermek.
2 -Alplik okullarımızın (kulüp) olduğu il ve ilçelerde “Türk Savaş Sanatı Sayokan Kültür Ocakları” kurmak. Bu kültür ocaklarında öncelikle yöresel kültürleri yaşatacak aktiviteler organize etmek. Halk oyunlarından orta oyunlara kadar kültürel değerlerin yaşatılmasını sağlamak. Sayokan aybarlarının öncelikli kendi yöre kültür ve geleneklerini öğrenmesi daha sonra geniş Türk kültür ve geleneklerini öğrenmesini sağlamak.
……A – Dünya rekabetinde uzak doğu savaş sanatlarının ekonomik ve kültürel strüktürü ile eşit duruma gelmek..Ve onları geçmek.
……B – Dünya federasyonunu Amerika’dan Türkiye’ye taşımak.
……C – Şu an 21 üye ülke sayısının federasyon olduktan sonraki 2.nci yılda 35′e 3.ncü yılda ise
50′ye çıkarmak ve gittikçe artırmak. Ülkemizi kendi branşında dünya lideri otorite sahibi yapmak.
……D – Üye ülkelerde Sayokan ulusal federasyonlarının kurulmasını hızlandırmak daha sonra da kıta federasyonlarının kurulmasını sağlamak.
……E – “Dünya Alplik Oyunları (World Bravery Games)” projesini hayata geçirmek. Bu proje
Türkiye Federasyonunun kurulmasından sonra takip eden 3.ncü yıl içerisinde hayata geçirilecektir.Yani ülkemize üye ülke sayısı 50′ye ulaştığı zaman. Şahsımın bizzat tanıdığı dünyadaki önemli savaş sanatları kurucuları ve başkanları ve üye ülkeleri bir araya getirme Dünya Alpli Oyunları kurullarını tüzük ve yönetmeliklerini hazırlayarak bu projenin sahibi ülkemizi dünya tarihine altın harflerle yazmak. Dört yılda bir yapılacak bu oyunların yönetim ve idari yeri Türkiye olacak. Geleneksel olan ve projenin uygulanacağı tesisin tespiti yapılacak. Bu oyunlar Türk geleneklerine göre organize edilecektir. Bu projeler ile uzak doğu savaş sanatlarını etkili bir biçimde kırılgan hale getirmektir.

FELSEFESİ

….Bireyi ruhsal hamlıktan olgunluğa ve fiziksel zayıflıktan ustalığa giden yolda çalışan Sayokan uygulayıcılarının mesleki ahlak ve görgü kurallarının temel ilkeleri.
1 – Duyduklarına inanmaz gördüklerinin yarısına inanır : Böylece dedikoduların önüne geçilir şer odakların taşıdıkları laflara itibar edilmez. Zan ile hareket edip yorum ve yargılama yapılmaz iftiralara inanılmaz.
2 – Kişilerin geçmişi ile bugünlerini bugünleri ile geleceklerini yargılamaz : Kim bilebilir ki geçmişi hoş olmayanın bugün değişmeyeceğini bu günü güzel olanın yarını bozulmayacağını.
3 – Olmaz ile yoka inanmaz : Olmazı olduracak yoktan var edecek Allah olduğuna göre olmazların olması yokun var edilmesi için kula düşen sadece çalışmak öğrenmek ve Allah’tan isteyerek hak etmektir.
4 – Sır tutmak sırları açığa vurmamak.
5 – Alimlerle dost olup dostlara danışmak.
6 – Fani dünyaya ait şeylerle öğünmemek böbürlenmemek.
7 – Bela ve kötülüklere sabırlı tahammüllü olmak.
8 – Hakkı korumak hakka riayetle haksızlığı önlemek.
9 – içi-dışı özü-sözü bir olmak.
10 – Kötü söz ve hareketlerden sakınmak.
11 – Emri altındakileri ve hizmetindekileri korumak ve gözetmek.
12 – Hak için hakkı söylemek ve hakkı söylemekten korkmamak.
13 – Zenginlere zenginliğinden dolayı itibardan kaçınmak.
14 – Fakirlerle dostluktan oturup kalkmaktan şeref duymak.
15 – iyilerle dost olup kötülerden uzak durmak.
16 – Hata ve kusurları daima kendi nefsinde aramak.
17 – Yapılan iyilik ve yardımı başa kakmamak.
18 – Ayıplar aramamak yüze vurmamak. Ayıpları örtmek gizlemek ve affetmek.
19 – Cömert ikram ve kerem sahibi olmak.
20 – Gözü gönlü ve kalbi tok olmak.
21 – Başkalarına lakap takmamak ve lakap ile çağırmamak.
22 – Cenk meydanında yenilgisine mazeret galibiyetine övünç getirmez karşısındakini aşağılamaz.
23 – Çalışmayı öğrenmeyi ve sevmeyi dost; tembelliği cehaleti ve kıskançlığı düşmandan sayar.
24 -Yaşlılara hürmette kusur etmemek.
25 – Geçmişinin analizi ile bu gününü bu gününü güzellikler ve hayırlarla donatarak istikbalini kontrol etmek.
26 – Tarihini ve kültürünü bilmek yaşatmak.
27 – Devletine ve milletine sadakat da samimi olmak.
28 – Kamu mallarını korumak.
29 – Aza kanaat çoğa şükür ederek paylaşmak.
30 -Anayı atayı saymak sevmek.

SAYOKAN ADAPLARI

Yemek Adabı:
1 -Ağızda lokma varken konuşmamak.
2 – Sümkürmemek.
3 -Ağzı şapırdatmamak.
4 – Lokmanın küçük olması.
5 – Ekmeği ısırıp bırakmamak.
6 – Yemek dökmemek.
7 -Yemek sonrası şükretmek.
8 – Yemekten sonra elleri yıkamak ve silmek.

Oturma Adapları:
1 – Yerde oturuluyorsa sağ ayağı dikip sol ayağın üzerine oturmak.(Rahatsızlıklar dışında)
2 – Büyüklerin önünde bacak bacak üstüne atmamak.
3 – Bacakları yayarak ve yayılarak oturmamak.
4 – Büyüklerin oturacakları yerlere oturmamak kendi yerini bilmek.
5 – Toplum içine girerken mutlaka herkese selam vermek kendisine ayrılan veya gösterilen yere veya kimseyi rahatsız etmeden oturabileceği müsait yere oturmak.

Konuşma Adapları :
1 – Konuşanın sözünü kesmemek.
2 – Biri konuşurken dinlemek aynı anda başkaları ile konuşarak söz sahibini ve dinleyenleri rahatsız etmemek.
3 – Fikrini beyan ederken söz istemek.
4 – Sen-ben değil siz biz olarak hitap etmek.
5 – Konuşurken sağa-sola bakmamak.
6 – Konuşurken ağızdan bir şey sıçramamasına dikkat etmek.
7 – Bilmediği konularda susmak konuşmuş olmak için konuşmamak.

SAYOKAN (Goshinkaikan) – Tarihçesi

Türk savaş sanatı tanımlamasından anlaşılacağı gibi Türk kültür geleneklerine göre kurgulanmış destanlarından etkilenmiş Sayokan-Goshinkaikan yeni Türk neslinin de tarihimizde ki kahramanlıkları yiğitlikleri hatırlamaları ruhsal boyutunu yaşamaları akıl ve beden gücünün ortak kullanımının kazandırdığı zevki tatmaları ilke edinilmiştir. Sayokan-Goshinkaikan uluslar arası anlamda bir spor kültürümüze göre ise Alplerin yetiştirildiği bir kültürleşme branşı hareketidir. Prof.Dr. Özbay Güven hocamız “Türklerde spor kültürü” adlı kitabının bir bölümünde şöyle diyor. “Sporun tarihi insanın doğa koşulları ile tanışarak ona uyması doğada egemen olmaya başlaması ve kendisini korumak için tek araç olan vücudunu ve adalelerini geliştirmesi ile başlar. Başlangıçta sporun insanların fazla enerjilerini boşaltmak sağlıklarını ve güzelliklerini geliştirip korumak boş zamanlarını değerlendirmek barışa katkıda bulunmak ve ticari yararlar sağlamak gibi amaçlar için yapılmadığı kesindir. İnsanlık tarihi ile insanın korunma ve güvenliğini sağlama mücadelesi de birlikte başlamıştır. İlk çağlardan kalma bazı resimler spor dallarının da belirmeye başladığını gösterir. Ancak spor tarihinin başlangıcı diye adlandırdığımız resimlerin çoğu savaş ile yakında ilgilidir. Savaşların beden gücüne dayandığı çağlarda spor savaşa hazırlık dönemi oluşturmakta idi. Türkler de bu dönemlerde savaşa yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve desteklemişlerdir. “ Günümüz yüzyılına bu anlayışı taşıyan ve başarılı olanlar Karate Aikido Judo ve Sumo ile Japonya Tae kwon do Hapki do Tang soo do ile Kore Kung-fu ve versiyonları ile Çin olmuştur. Teknolojik alanda gelişmiş sanayi toplumları veya günümüz insanları korumak korunmak güvenlik kavramlarını oluşturan duygularından hiçbir şey kaybetmemiştir sadece tarz yöntem öğretiler değişmiştir. Ne kadar savaşa hazırlık olmaktan çıkmış gibi görünse de güçlü akıllı bireylerin yetişmesi için spor adı altında eğitimlere gereksinme yarınlarda da devam edecektir. Çünki milli kültür ve mirasların devamiyetinde sağlıklı nesillerin oluşmasında vatan ve bayrak gibi milli değerlerin korunmasında akli olduğu kadar bedensel gücüde gereksinme vardır.

Türk savaş sanatı Sayokan-Goshinkaikan akıllı çalışkan erdemli barış yanlısı güçlü kuvvetli kahraman ve yiğitlerle dolu tarihimizi görselleştirmek yaşatmak uluslar arası alanda ise bu kültürümüzü tanıtmak için oluşturulmuştur. Savaşçı ruha ve bedene sahip yeni nesillerin oluşmasını sağlamak amacı ile vardır. Her zaman şunu savunurum “Barışın muhafızları ancak savaşçılar olabilir. Savaşı ve savaşmayı bilen barışın gerekliliğini ve korunmasını gayet iyi bilir. Savaşçının savaşı anlamlı ve erdemli barışı ise adaletli ve kalıcıdır. Savaşçı ruhunu terbiye etmiş bedenini kuvvetlendirmiş bu disiplini ilke edinmiş kişidir.” Bu aaaime en iyi örnek yine biz Türk milletiyiz. Savaş sözcüğünden bahsederken salt kan dökmekten bahsetmiyorum. Ülkemizde uzakdoğu sporlarının dünyadaki gerçek karşılığı savaş sanatlarıdır. İngilizce martial art japonca bushido’ dur. Uzakdoğu sporları tanımlaması dünya literatüründe yoktur bize aittir. Ayrıca savaş sözcüğünün bir karşılığı ise mücadele etmek demektir. Bu anlamda da ele alırsak yaşamımızın hiçbir alanı yok ki savaşmamış olalım.

SAYOKAN ; “SAvaşçının YOlu ve KAN’ı” cümlesindeki kelimelerin baş hecelerinin birleştirilmesi ile meydana getirilmiştir. Türk savaş sanatı savaşçı sözcüğü ile nasıl savaşçı olunacağının yolunu yani akıl ve beden gücünü kullanabilme yeteneğini ve disiplinini Yolu sözcüğü ile öğreti olarak erdemliliği barışı çalışkanlığı sevgiyi saygıyı tarihteki büyüklerinin gelenek örf ve ananeleri ile Kanı sözcüğü ile de tarihteki kahramanların birliğini devamiyetini amaçlamaktadır