Türkiye’nin “peynir hazineleri”ni buldu
“Türkiye’nin Peynir Hazineleri”nin İngiliz-Kanadalı yazarı Suzanne
Swan kendi otomobiliyle 30′a yakın şehri gezip Türk peynirlerini yazdı
İngiltere ve Kanada vatandaşı Suzanne Swan önce Türkiye’ye yerleşti
sonra Türkiye’deki yerel peynirler üzerine bir kitap yazdı:
“Türkiye’nin Peynir Hazineleri”. Bu yılın başında çıkan İngilizce
baskısı ilgi görünce Türkçeye çevrilen kitap için Swan 30′a yakın
şehri gezdi ve onlarca peynir tattı. Kitapta peynirlerin kökenleri ve
üretim biçimlerinin yanı sıra hangi peynirin hangi yemeğe uygun
olduğu hangi içkiyle daha iyi gittiği gibi bilgilerin yanı sıra
peynirle ilgili deyimler de var. Daha önce “Eyewitness Travel Guides
Turaaa” adında bir kitap daha yazan Swan “Türkiye’nin Peynir
Hazineleri”ndeki tüm fotoğrafları kendi çekmiş. Çoğu yolculuğu
arabasıyla yapmış. Hâlâ şehirleri gezip yeni peynirler arayan yazar
son olarak keşfettiği yedi peyniri de kitabın ikinci baskısına
ekleyecek.
İngiltere ve Kanada vatandaşısınız. Türkiye’ye yerleşmeye nasıl karar
verdiniz?
1988′de turist olarak İzmir’e geldim ve Türkiye’de yaşamaya karar
verdim. 1990′da Kaş’a taşındım. 1991′den beri de Kaş’tan yabancı deri
dergilerine yazılar yazıyorum.
Türkiye’deki peynir çeşitleri üzerine bir kitap yazmak nereden çıktı?
Kaş’ta bol çeşidin bulunduğu çok güzel bir peynir pazarı var. Her cuma
o pazara gider satıcıları dolaşır peynirleri tadarım. Türkiye’de ne
kadar çok peynir çeşidi olduğunu fark edince peynirlerle ilgili bir
kitap yazmak istedim. Zaten Türkiye’de peynir üzerine yazılmış pek
kitap yoktu. Benim bildiğim bir tek Artun Ünsal’ınki var. Çok güzel
kitap. Ancak benimki gibi pratik bir kitap değil.”Her şehirden peynir satın
aldım yolcular bavuldaki kokudan rahatsız oldu”
Kitap için kaç şehir gezdiniz?
Yedi hafta boyunca yaklaşık 30′a yakın şehri gezdim. İlk yolculuğum
Türkiye’nin batısına oldu. Aydın Nazilli ve Girit’e gittim. Daha
sonra doğuya geçtim. Antakya Sivas Erzincan ve Diyarbakır’ı gezdim.
Köylerdeki kasabalardaki insanlarla konuştum. Yörelerindeki peynirler
hakkında bilgi aldım. Çoğu yere kendi arabamla gittim. O kadar çok
peynir gördüm ve tattım ki dönüş yolunda peynirden sıkıldığımı fark
ettim.
Her gittiğiniz yerden peynir aldınız mı? Kaş’a dönerken bavulunuz
peynirle mi doluydu?
Evet neredeyse hepsinden aldım. Kaş’a otobüsle dönerken bavulum
peynir kokuyordu. Tüm otobüsü peynir kokuttum. Yolculardan biri “Ne
kadar kötü kokuyor burası” dedi. Ama sesimi çıkarmadım.
“Türkiye’nin Peynir Hazineleri”nde kaç çeşit peynir var?
Türkiye’de 160′ın üzerinde yerel peynir var. Ancak kitabımda
geleneksel yöntemlerle yapılan 60 kadar çeşit yer alıyor.
En çok hangi peynir damak tadınıza uygundu?
Niğde mavi peyniri. Niğde peyniri tulumdayken hava alırsa
bakterilenmeye başlar ve rengi mavileşir. Fransızlar rokforun ilk ve
tek koyun mavi peyniri olduğunu iddia ediyor. Halbuki Niğde mavi
peyniri rokfordan daha doğal yollarla yapılıyor. Fransızlar rokfora
iğne yapıyor. Bir de keçi sütünden üretilen Akseki peynirinin tadı çok
hoşuma gitti. En güzel peyniri yöre halkı kendileri için tutuyor.
Başka şehirlere yollamıyorlar. Bu yüzden çok değerli. Çorum’un karga
peyniri de çok lezzetli bir inek peyniri. Peyniri kesmiyorlar. Satın
alırken bütününü almak zorunda kalıyorsunuz.
“Türkiye bir gün Fransa gibi bir peynir ülkesi olabilir”
Türkiye Fransa gibi peynirleriyle ünlü bir ülke haline gelebilir mi?
Türkiye bir gün Fransa gibi bir peynir ülkesi olabilir. Ama standardı
tutturması lazım. Yurtdışında peynirde standart var. Ama Türkiye’de
yok. Bugün aldığınız Balıkesir peynirini birkaç ay sonra almak
istediğinizde kalitesi ve tadı değişmiş oluyor. Peynir yapımında
teknolojiden yararlanılmalı.
Kitapta bir de oğlak tereyağı var. Peynirler arasına nasıl girdi bu
tereyağı?
Çünkü tadını çok sevdim. Kahvaltıda peynir yerine geçebilecek bir
lezzet. Görüntüsü biraz kötü. Çünkü hayvan midesine sarılmış halde
satılıyor. Farklı şehirlerde yemek pişirirken ve börek yaparken
kullanılıyor.