<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarih ve Kültür &#187; Türk Kültürü</title>
	<atom:link href="http://www.tarihkultur.net/kategori/turk-kulturu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tarihkultur.net</link>
	<description>Tarih ve Kültür Bilgi Kaynağınız</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Feb 2009 21:36:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Türklerdeki Cömertlik</title>
		<link>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerdeki-comertlik.html</link>
		<comments>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerdeki-comertlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 21:36:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[hali]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihkultur.net/?p=368</guid>
		<description><![CDATA[Türkler karşılık beklemeksizin çeşmeler yemekhaneler misafirhaneler hanlar mektepler yaptırmışlar; bu amaçla vakıflar kurmuşlar; üstelik yaptıkları yardımlarda din ve millet farkı gözetmemişlerdir. Türkler&#8217;in en fakirinden en zenginine cömert insanlar oldukları Avrupalı seyyahların kaleme aldıkları eserlerde de işlenmiştir. Konuk oldukları Türkler&#8217;in kendilerinden paralarını ve mallarını esirgememeleri yabancıları bir hayli duygulandırmıştır.
Selçuklu Sultanı Melikşah ile büyük vezir Nizam-ül Mülk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkler karşılık beklemeksizin çeşmeler yemekhaneler misafirhaneler hanlar mektepler yaptırmışlar; bu amaçla vakıflar kurmuşlar; üstelik yaptıkları yardımlarda din ve millet farkı gözetmemişlerdir. Türkler&#8217;in en fakirinden en zenginine cömert insanlar oldukları Avrupalı seyyahların kaleme aldıkları eserlerde de işlenmiştir. Konuk oldukları Türkler&#8217;in kendilerinden paralarını ve mallarını esirgememeleri yabancıları bir hayli duygulandırmıştır.<br />
Selçuklu Sultanı Melikşah ile büyük vezir Nizam-ül Mülk arasında geçen şu olay Türkler&#8217;in cömertliğine güzel bir örnektir. Bir defasında Nizam-ül Mülk fakirlere ve sufilere yılda 300.000 dinar vermek suçlamasıyla sultana şikayet edilmiştir. Muhalifler bu kadar yüksek meblağdaki para ile İstanbul&#8217;un bile fethedileceğini iddia ederek sultanı vezirin aleyhine kışkırtmaya çalışmışlardır. Melikşah durumu Nizam-ül Mülk&#8217;e sorduğunda şu cevabı almıştır:<br />
&#8220;Ey alemin sultanı! Allah sana ve bana kullarından hiç kimseye nasip olmayan lütuf ve ihsanda bulunmuştur. Buna karşılık sen Allah&#8217;ın dinini yükseltmeye çalışan O&#8217;nun Aziz Kitabı&#8217;nı hamil bulunan kimselere yılda 300 bin dinar sarf etsen çok mudur?&#8221; 82<br />
Osmanlı medeniyetinin güzel geleneklerinden biri hali vakti yerinde olan ailelerin Ramazan&#8217;da iftara davet ettikleri misafirleri uğurlarken &#8220;diş kirası&#8221; adı altında bir miktar para veya kıymetli eşyayı hediye etmeleriydi. Bu sayede ihtiyaç içinde olanlara gururlarını incitmeden yardım edilirdi. Sözü edilen yardımlar büyük miktarlara ulaşırdı. Mesela Rıfat Paşa&#8217;nın bir Ramazan sonu diş kirası hesabı toplamının 5000 altın olduğu bilinmekteydi </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerdeki-comertlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türklerde Sağlık ve Temizlik</title>
		<link>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerde-saglik-ve-temizlik.html</link>
		<comments>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerde-saglik-ve-temizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 21:35:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[abdest]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[brayer]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[nadir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihkultur.net/?p=366</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa milletleri sağlığa zarar veren şeylerden kaçınmayı ve temizliği Türkler&#8217;den öğrenmişlerdir. Avrupa&#8217;da salgın hastalıkların kol gezdiği ve Avrupalıların temizliğin ne olduğunu bilmedikleri çağlarda Türkler&#8217;in temizliği ve sıhhati tarihi belgelerle sabittir:
&#8220;Hem vücutlarını tertemiz tutmak hem sıhhatlerini idame etmek için Türkler hamama çok giderler. Onun için şehirlerde birçok güzel hamamlar mevcut olduğu gibi hiç olmazsa bir tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa milletleri sağlığa zarar veren şeylerden kaçınmayı ve temizliği Türkler&#8217;den öğrenmişlerdir. Avrupa&#8217;da salgın hastalıkların kol gezdiği ve Avrupalıların temizliğin ne olduğunu bilmedikleri çağlarda Türkler&#8217;in temizliği ve sıhhati tarihi belgelerle sabittir:<br />
&#8220;Hem vücutlarını tertemiz tutmak hem sıhhatlerini idame etmek için Türkler hamama çok giderler. Onun için şehirlerde birçok güzel hamamlar mevcut olduğu gibi hiç olmazsa bir tek hamamı olmayan hiçbir köy yoktur. Bütün hamamlar hep aynı şekilde yapılmıştır ve aralarında bazılarının daha büyük ve mermerlerle daha fazla süslenmiş olmasından başka hiçbir fark yoktur&#8230;<br />
Türkler çok yaşarlar ve az hasta olurlar. Bizim memleketlerdeki böbrek hastalıkları ve daha bir sürü tehlikeli hastalıkların hiçbirini bilmezler. Öyle zannediyorum ki Türkler&#8217;in bu mükemmel sıhhatlerinin başlıca sebeplerinden biri de sık sık hamama gitmeleri ve yiyip içmedeki itidalleridir. Çünkü az yemek yerler Hıristiyanlar gibi karmakarışık şeyler yemezler umumiyet itibarıyla içki alemleri yapmazlar ve daima idman yaparlar.&#8221; 79 (M. Thevenot)<br />
&#8220;Türk evlerinde temizlik azami derecededir: Döşeme tahtaları halılar ve Mısır hasırlarıyla kaplıdır; pabuçlarla kunduraların merdiven önünde bırakılması adet olmak itibarıyla odalarda sofalarda çamurlara ve ayak izlerine pek nadir tesadüf edildiği halde bütün evlerde her hafta muntazam tahta silinir.&#8221; 80 (M. Thornton)<br />
&#8220;&#8230; Sünnet olmak ve vücuttaki tüyleri izale etmek saçları kesmek geniş elbiseler giymek günde beş vakit abdest almak her tabii ihtiyacın defini ve en ehemmiyetsiz kirleri müteakip yıkanıp temizlenmek yemekten sonra el ve ağız yıkamak her hafta ev temizlemek haftada bir kere ve hatta ekseriya birkaç kere hamama gidip gayet ucuz yıkanmak gibi adetleriyle Türkler&#8217;i görürüz.&#8221; 81 (A. Brayer)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerde-saglik-ve-temizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türklerde Doğa Sevgisi</title>
		<link>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerde-doga-sevgisi.html</link>
		<comments>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerde-doga-sevgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 21:34:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[bakir]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[ufuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihkultur.net/?p=364</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü Fransız şair Lamartine Türkler&#8217;in tabiat güzelliklerine olan sevgisini ve estetik duygusunu şöyle tasvir etmiştir:
&#8220;Bu sarayların hususiyeti Türk Milleti&#8217;nin bir seciye hususiyetini gösterir: Tabiatı anlayış ve tabiat aşkı&#8230; Güzel manzaralara parlak denizlere gölgeliklere membalara karlı dağ tepeleriyle çevrelenmiş muazzam ufuklara karşı beslenen temayül bu milletin en büyük meylidir.
Onun bu hissinde asıl ve menşeini hatırlamaktan hoşlanan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü Fransız şair Lamartine Türkler&#8217;in tabiat güzelliklerine olan sevgisini ve estetik duygusunu şöyle tasvir etmiştir:<br />
&#8220;Bu sarayların hususiyeti Türk Milleti&#8217;nin bir seciye hususiyetini gösterir: Tabiatı anlayış ve tabiat aşkı&#8230; Güzel manzaralara parlak denizlere gölgeliklere membalara karlı dağ tepeleriyle çevrelenmiş muazzam ufuklara karşı beslenen temayül bu milletin en büyük meylidir.<br />
Onun bu hissinde asıl ve menşeini hatırlamaktan hoşlanan ve bütün zevkleri tabii ve sade olan bir milletin hatırası sezilir. İşte bu millet padişahlarının sarayını yani payitahtın merkezini bütün imparatorluğun ve belki de bütün dünyanın en güzel tepesinin yamacına yerleştirmiştir.<br />
Bu sarayda Avrupa saraylarının ne dahili ihtişamı ne o esrarengiz şehvanilikleri görülebilir. Bunda yalnız ağaçların tıpkı bakir bir ormanda olduğu gibi alabildiğine ve ebedi surette geliştiği suların şarıldadığı ve güvercinlerin dem çektiği geniş bahçeler vardır. Burada daima açık tutulan birçok pencereli odalar bahçelerle denizlere hakim eyvanlar ve kafeslerinin arkasına oturan padişahlar için hem tenhalığın tadını hem o sihirli Boğaz manzarasının zevkini aynı zamanda hissetmek imkanını temin eden kafesli köşkler vardır.<br />
Türkiye&#8217;nin her tarafında böyledir; hünkarla halk büyüklerle küçükler meskenlerinin tanziminde hep aynı ihtiyaca aynı hisse tabidir: Güzel bir ufuk manzarasıyla gözlerin aydınlanması istenir. Yahut da eğer evlerinin vaziyetiyle yoksulluğu müsait değilse harabelerinin etrafındaki toprağın bir köşesinde hiç olmazsa bir ağaç bir koyun birkaç kuş ve beş on güvercin olmasını isterler.&#8221; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turklerde-doga-sevgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Kültüründe Çevreye Verilen Değer</title>
		<link>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turk-kulturunde-cevreye-verilen-deger.html</link>
		<comments>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turk-kulturunde-cevreye-verilen-deger.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 21:33:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[guer]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanlar]]></category>
		<category><![CDATA[jean antoine]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[meydan]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[tabiat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihkultur.net/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa&#8217;da hayvanlar ve ağaçların kıymeti bilinmezken Türkler&#8217;in bunları korumak için teşkilatlar vakıflar ve hastaneler kurdukları tarihi bir gerçektir. Bu durumu bizzat kendi gözleriyle gören Avrupalı araştırmacılar hayretler içinde kalmışlardır:
&#8220;Türk şefkati hayvanlara bile şamildir. Bunları beslemek için vakıflar ve ücretli adamlar vardır; bu adamlar sokak başlarında köpeklerle kedilere et dağıtırlar. Bu hayvanlar o sadakaya alışmış oldukları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa&#8217;da hayvanlar ve ağaçların kıymeti bilinmezken Türkler&#8217;in bunları korumak için teşkilatlar vakıflar ve hastaneler kurdukları tarihi bir gerçektir. Bu durumu bizzat kendi gözleriyle gören Avrupalı araştırmacılar hayretler içinde kalmışlardır:<br />
&#8220;Türk şefkati hayvanlara bile şamildir. Bunları beslemek için vakıflar ve ücretli adamlar vardır; bu adamlar sokak başlarında köpeklerle kedilere et dağıtırlar. Bu hayvanlar o sadakaya alışmış oldukları için besicilerinin seslerini o kadar iyi tanırlar ki işitir işitmez hemen sokak başına üşüşmekte hiçbir zaman kusur etmezler&#8230; Kısır ağaçların kuraklıktan kurumalarına meydan vermemek üzere bir işçiye ücret verip sulanmalarını temin edecek kadar hayrat ve hasenatta ileri giden&#8230; Müslümanlara da tesadüf edilir. Birçok Türkler de sırf azat etmek için kuş satın alırlar&#8230; Kasaplar her gün muayyen miktar kedi ve köpek beslemekle mükellef kılınır. Şam&#8217;da hastalanan kedilerle köpeklerin tedavisine mahsus bir hastane vardır.&#8221; 75 (Jean Antoine Guer)<br />
&#8220;Türkler&#8217;in tabiat güzelliklerine o kadar hürmetleri vardır ki eğer bir ağaç bulunan yerde ev yapacak olurlarsa damlarının en güzel ziyneti saydıkları bu ağaca kafi gelecek bir açıklık bırakırlar. İşin doğrusunu isterseniz bir bacayı güzel bir ağaçlıkla mukayese edin de ondan sonra bana Türkler&#8217;in haklı olup olmadıklarını söyleyin.&#8221; 76 (Lady Craven)<br />
&#8220;Türkler canlı ve cansız mahlukatın hepsiyle iyi geçinirler: Ağaçlara kuşlara köpeklere velhasıl Allah&#8217;ın yarattığı her şeye hürmet ederler; bizim memleketlerde başı boş bırakılan veyahut tazib edilen bu zavallı hayvan cinslerinin hepsine şefkat ve merhametlerini teşmil ederler.&#8221; 77 (Lamartine)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turk-kulturunde-cevreye-verilen-deger.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Kültüründe Aile</title>
		<link>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turk-kulturunde-aile.html</link>
		<comments>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turk-kulturunde-aile.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 21:32:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[bahtiyar]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[cuma]]></category>
		<category><![CDATA[harem]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mali]]></category>
		<category><![CDATA[mukabele]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihkultur.net/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Aile her zaman Türk toplumunun temeli olmuştur. Türk&#8217;ün üstün karakterinin oluşumunda aile terbiyesinin özel bir yeri vardır. Aile bağları beşikten mezara kadar devam etmektedir. Evlada şefkat ve muhabbet ile ana-babaya sevgi saygı ve itaat Türkler&#8217;in alametifarikasıdır. 19. yüzyılda İstanbul&#8217;da bulunan bir araştırmacının konuyla ilgili gözlemleri şunlardır:
&#8220;Erkeklerde de kadınlarda da evlat sevgisi çok barizdir. Türkler&#8217;in hafta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aile her zaman Türk toplumunun temeli olmuştur. Türk&#8217;ün üstün karakterinin oluşumunda aile terbiyesinin özel bir yeri vardır. Aile bağları beşikten mezara kadar devam etmektedir. Evlada şefkat ve muhabbet ile ana-babaya sevgi saygı ve itaat Türkler&#8217;in alametifarikasıdır. 19. yüzyılda İstanbul&#8217;da bulunan bir araştırmacının konuyla ilgili gözlemleri şunlardır:<br />
&#8220;Erkeklerde de kadınlarda da evlat sevgisi çok barizdir. Türkler&#8217;in hafta tatiline tesadüf eden Cuma günü ve bilhassa Ramazan ve Bayram günleri sokaklarda Müslüman Türk&#8217;ün göğsünü kabartan oğlunun elinden tutup ağır ağır gezdirdiği çocuk yorulunca kucağına aldığı daima devam ettiği kahvede yanına oturtup şefkatle hitap ettiği evladına tam bir ana özeniyle baktığı ihtiyarlarından gençlerine kadar bütün diğer Müslüman Türkler&#8217;in de çubuklarını bırakıp çocuğa alakayla baktıkları ve ilerde (İnşallah) ihtiyarlık desteği olacak bir oğul sahibi olduğu için babayı tebrik ettikleri görülür&#8230; Bu şefkat aaaahürlerine başka memleketlerde de tesadüf edilir; fakat arada dağlar kadar fark vardır! Birtakım boş menfaat kaygıları eğlence düşkünlükleri çok defa kadınların da iştirak ettikleri ticari muamele gaileleri kısacası başka memleketlerin herşeyleri çocuklara karşı şefkatlerini azalttığı halde harem hayatı bilakis bütün bu hislerin bir merkezde toplanıp artmasını temin etmektedir. İşte bundan dolayı Türkiye&#8217;de çocuklar yetişip adam oldukları zaman analarıyla babalarını yanlarında bulundurmakla iftihar ettikleri ve küçükken onlardan gördükleri şefkate mukabele etmekle bahtiyar oldukları halde başka memleketlerde çok defa çocuklar olgunluk çağına girer girmez analarıyla babalarından ayrılmakta mali menfaatleri hususunda onlarla çekişe çekişe münakaşa etmekte ve hatta bazen kendileri refah içinde yaşadıkları halde onları sefalete yakın bir hayat içinde bırakmakta ve zavallılara karşı adeta yabancılaşmaktadırlar.&#8221;74 (A. Brayer)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turk-kulturunde-aile.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin &#8220;peynir hazineleri&#8221;ni buldu</title>
		<link>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turkiyenin-peynir-hazinelerini-buldu.html</link>
		<comments>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turkiyenin-peynir-hazinelerini-buldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 21:14:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[eyewitness travel guides]]></category>
		<category><![CDATA[ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[kanada]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[swan]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yolcular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihkultur.net/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin &#8220;peynir hazineleri&#8221;ni buldu
&#8220;Türkiye&#8217;nin Peynir Hazineleri&#8221;nin İngiliz-Kanadalı yazarı Suzanne
Swan kendi otomobiliyle 30&#8242;a yakın şehri gezip Türk peynirlerini yazdı
İngiltere ve Kanada vatandaşı Suzanne Swan önce Türkiye&#8217;ye yerleşti
sonra Türkiye&#8217;deki yerel peynirler üzerine bir kitap yazdı:
&#8220;Türkiye&#8217;nin Peynir Hazineleri&#8221;. Bu yılın başında çıkan İngilizce
baskısı ilgi görünce Türkçeye çevrilen kitap için Swan 30&#8242;a yakın
şehri gezdi ve onlarca peynir tattı. Kitapta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin &#8220;peynir hazineleri&#8221;ni buldu<br />
&#8220;Türkiye&#8217;nin Peynir Hazineleri&#8221;nin İngiliz-Kanadalı yazarı Suzanne<br />
Swan kendi otomobiliyle 30&#8242;a yakın şehri gezip Türk peynirlerini yazdı</p>
<p>İngiltere ve Kanada vatandaşı Suzanne Swan önce Türkiye&#8217;ye yerleşti<br />
sonra Türkiye&#8217;deki yerel peynirler üzerine bir kitap yazdı:<br />
&#8220;Türkiye&#8217;nin Peynir Hazineleri&#8221;. Bu yılın başında çıkan İngilizce<br />
baskısı ilgi görünce Türkçeye çevrilen kitap için Swan 30&#8242;a yakın<br />
şehri gezdi ve onlarca peynir tattı. Kitapta peynirlerin kökenleri ve<br />
üretim biçimlerinin yanı sıra hangi peynirin hangi yemeğe uygun<br />
olduğu hangi içkiyle daha iyi gittiği gibi bilgilerin yanı sıra<br />
peynirle ilgili deyimler de var. Daha önce &#8220;Eyewitness Travel Guides<br />
Turaaa&#8221; adında bir kitap daha yazan Swan &#8220;Türkiye&#8217;nin Peynir<br />
Hazineleri&#8221;ndeki tüm fotoğrafları kendi çekmiş. Çoğu yolculuğu<br />
arabasıyla yapmış. Hâlâ şehirleri gezip yeni peynirler arayan yazar<br />
son olarak keşfettiği yedi peyniri de kitabın ikinci baskısına<br />
ekleyecek.</p>
<p>İngiltere ve Kanada vatandaşısınız. Türkiye&#8217;ye yerleşmeye nasıl karar<br />
verdiniz?</p>
<p>1988&#8242;de turist olarak İzmir&#8217;e geldim ve Türkiye&#8217;de yaşamaya karar<br />
verdim. 1990&#8242;da Kaş&#8217;a taşındım. 1991&#8242;den beri de Kaş&#8217;tan yabancı deri<br />
dergilerine yazılar yazıyorum.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki peynir çeşitleri üzerine bir kitap yazmak nereden çıktı?</p>
<p>Kaş&#8217;ta bol çeşidin bulunduğu çok güzel bir peynir pazarı var. Her cuma<br />
o pazara gider satıcıları dolaşır peynirleri tadarım. Türkiye&#8217;de ne<br />
kadar çok peynir çeşidi olduğunu fark edince peynirlerle ilgili bir<br />
kitap yazmak istedim. Zaten Türkiye&#8217;de peynir üzerine yazılmış pek<br />
kitap yoktu. Benim bildiğim bir tek Artun Ünsal&#8217;ınki var. Çok güzel<br />
kitap. Ancak benimki gibi pratik bir kitap değil.&#8221;Her şehirden peynir satın<br />
aldım yolcular bavuldaki kokudan rahatsız oldu&#8221;</p>
<p>Kitap için kaç şehir gezdiniz?</p>
<p>Yedi hafta boyunca yaklaşık 30&#8242;a yakın şehri gezdim. İlk yolculuğum<br />
Türkiye&#8217;nin batısına oldu. Aydın Nazilli ve Girit&#8217;e gittim. Daha<br />
sonra doğuya geçtim. Antakya Sivas Erzincan ve Diyarbakır&#8217;ı gezdim.<br />
Köylerdeki kasabalardaki insanlarla konuştum. Yörelerindeki peynirler<br />
hakkında bilgi aldım. Çoğu yere kendi arabamla gittim. O kadar çok<br />
peynir gördüm ve tattım ki dönüş yolunda peynirden sıkıldığımı fark<br />
ettim.</p>
<p>Her gittiğiniz yerden peynir aldınız mı? Kaş&#8217;a dönerken bavulunuz<br />
peynirle mi doluydu?</p>
<p>Evet neredeyse hepsinden aldım. Kaş&#8217;a otobüsle dönerken bavulum<br />
peynir kokuyordu. Tüm otobüsü peynir kokuttum. Yolculardan biri &#8220;Ne<br />
kadar kötü kokuyor burası&#8221; dedi. Ama sesimi çıkarmadım.</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;nin Peynir Hazineleri&#8221;nde kaç çeşit peynir var?<br />
Türkiye&#8217;de 160&#8242;ın üzerinde yerel peynir var. Ancak kitabımda<br />
geleneksel yöntemlerle yapılan 60 kadar çeşit yer alıyor.</p>
<p>En çok hangi peynir damak tadınıza uygundu?<br />
Niğde mavi peyniri. Niğde peyniri tulumdayken hava alırsa<br />
bakterilenmeye başlar ve rengi mavileşir. Fransızlar rokforun ilk ve<br />
tek koyun mavi peyniri olduğunu iddia ediyor. Halbuki Niğde mavi<br />
peyniri rokfordan daha doğal yollarla yapılıyor. Fransızlar rokfora<br />
iğne yapıyor. Bir de keçi sütünden üretilen Akseki peynirinin tadı çok<br />
hoşuma gitti. En güzel peyniri yöre halkı kendileri için tutuyor.<br />
Başka şehirlere yollamıyorlar. Bu yüzden çok değerli. Çorum&#8217;un karga<br />
peyniri de çok lezzetli bir inek peyniri. Peyniri kesmiyorlar. Satın<br />
alırken bütününü almak zorunda kalıyorsunuz.</p>
<p>&#8220;Türkiye bir gün Fransa gibi bir peynir ülkesi olabilir&#8221;<br />
Türkiye Fransa gibi peynirleriyle ünlü bir ülke haline gelebilir mi?</p>
<p>Türkiye bir gün Fransa gibi bir peynir ülkesi olabilir. Ama standardı<br />
tutturması lazım. Yurtdışında peynirde standart var. Ama Türkiye&#8217;de<br />
yok. Bugün aldığınız Balıkesir peynirini birkaç ay sonra almak<br />
istediğinizde kalitesi ve tadı değişmiş oluyor. Peynir yapımında<br />
teknolojiden yararlanılmalı.</p>
<p>Kitapta bir de oğlak tereyağı var. Peynirler arasına nasıl girdi bu<br />
tereyağı?</p>
<p>Çünkü tadını çok sevdim. Kahvaltıda peynir yerine geçebilecek bir<br />
lezzet. Görüntüsü biraz kötü. Çünkü hayvan midesine sarılmış halde<br />
satılıyor. Farklı şehirlerde yemek pişirirken ve börek yaparken<br />
kullanılıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/turkiyenin-peynir-hazinelerini-buldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nevşehir Avanos&#8217;ta Çömlekçilik</title>
		<link>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/nevsehir-avanosta-comlekcilik.html</link>
		<comments>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/nevsehir-avanosta-comlekcilik.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2008 08:50:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[avanos]]></category>
		<category><![CDATA[boyu]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük]]></category>
		<category><![CDATA[Cami]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[hitit]]></category>
		<category><![CDATA[hititler]]></category>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kervansaray]]></category>
		<category><![CDATA[kizilirmak]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mermer]]></category>
		<category><![CDATA[nehri]]></category>
		<category><![CDATA[nevsehir]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[saray]]></category>
		<category><![CDATA[venessa]]></category>
		<category><![CDATA[yas]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tarihkultur.net/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[AVANOS
Nevşehir&#8217;in 18 km kuzeyinde olan Avanos&#8217;un antik dönemdeki adı Venessa&#8217;dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak&#8217;ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır.
Çömlekçilik
Avanos&#8217;ta da Hititler&#8217;den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir.Bu el sanatı kavimden kavimebabadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AVANOS</p>
<p>Nevşehir&#8217;in 18 km kuzeyinde olan Avanos&#8217;un antik dönemdeki adı Venessa&#8217;dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak&#8217;ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır.</p>
<p>Çömlekçilik<br />
Avanos&#8217;ta da Hititler&#8217;den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir.Bu el sanatı kavimden kavimebabadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir. Avanos&#8217;un dağlarından ve Kızılırmak&#8217;ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklar elenir ve iyice yoğurularak çamur haline getirilir.Çark adı verilen ve ayakla döndürülen aaagah üzerindeki çamurun maharetle şekillendirilmesiyle istenilen çanak yapılmış olur.İşlik denilen atölyelerde üretilen çanaklar önce güneştedaha sonra da gölgede kurutulduktan sonrasaman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 dereceden başlayıp 1200 derece sıcaklık arasında özenle pişirilir.</p>
<p>Yörede yemek kaplarısu testilerikışlık yiyecek saklamak için çömlekler ve küplersu kükleri tanınan çanak ürünleridir. Avanosgünümüzde &#8221;Kapadokya&#8217;nın El Sanatları ve Alış-veriş Merkezi&#8221; olarak tanınmaktadır.</p>
<p>kaynak: www.kulturturizm.gov.tr</p>
<p>çömlek yapımını izlemeden ve el sanatlarından satın almadan döneyiniz<br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img56.imageshack.us/img56/9589/comlekci1x9sb.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p>çömlek yapımı</p>
<p><a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img56.imageshack.us/img56/5931/avanosalisveriscomlekler1wg.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p>çömleklerden örnekler</p>
<p><a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img56.imageshack.us/img56/9574/pano53pt.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p>işte bu da topraktan yapılmış panoyla süslü bir kapı girişi</p>
<p>Avanos:</p>
<p>• Nevsehir&#8217;in 18 km kuzeyinde olan Avanos&#8217;un antik dönemdeki adi &#8216;Venessa&#8217;dir. Çok sayida çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapim gelenegi Hititlerden beri süregelmektedir. Kizilirmak&#8217;in getirdigi kirmizi toprak ve milden elde edilen seramik çamuru Avanoslu seramik sanatçilarinin elinde sekil almaktadir.</p>
<p>• Avanos&#8217;u (Venessa) ikiye ayiran ve Anadolu&#8217;nun en uzun nehri olan Kizilirmak ve onun çevresi çaglar boyunca çok sayida olaylara sahne olmustur. Lydialilarla Medler arasinda bes yil süren savas Kizilirmak havzasinda olmus her iki taraf bu savastan oldukça büyük zarar görmüstür. Bu savasin altinci yilinda bir çarpisma esnasinda ve ortaligin çok karismis bir aninda günes tutulmasi oldugunda her iki taraf tanrilari kizdirdiklarini düsünerek hemen bir baris sözlesmesi yaparlar. Kilikyali Syennesis ve Babilli Labynetos&#8217;u kendilerine araci seçerler. Iki kral bir araya gelerek Lydia Krali Alyattes kizi Alyenis&#8217;i Med Krali Kyaxares&#8217;in oglu Astyages&#8217;le evlendirir.</p>
<p>• Gerçi bu dönemin önemli doga filozofu Kariali Hexamyes&#8217;in oglu Thales M.Ö.28 Mayis 585 tarihinde olagelen günes tutulmasini önceden hesaplayarak haber vermisti. (Herodot I 74)</p>
<p>• Avanos yakinlarinda Kizilirmak&#8217;in hemen kenarindaki bir Roma mezarliginda ele geçen mermerden lahit Merkez Kapadokya Bölgesi&#8217;nde bugüne kadar ele geçen tek lahit olmasi açisindan ilginçtir. Lahit 1971 yilinda tesadüfen ortaya çikmis semerdam biçimindeki kapagi kimligi tespit edilmeyen sahislarca açilmis ve içindeki buluntular ne yazik ki çalinmistir. Ceset üzerinde yapilan patolojik ve paleoantropolojik arastirmalar sonucunda lahitin saçlari kina ile boyanmis bir kadina ait oldugu anlasilmistir. Avanos&#8217;ta XIII. yüzyil Selçuklu Dönemi&#8217;ne tarihlenen Saruhan Kervansarayi ve Alaaddin Camii bulunmaktadir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tarihkultur.net/turk-kulturu/nevsehir-avanosta-comlekcilik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
