Osmanlı Sarayında Mutfak Hizmetlileri ve Sofra Gelenekleri

Saray mutfağı için Matbah-ı Âmire denilir. M. Zeki Pakalın’ın verdiği bilgiye göre yirmi büyük bacalı mutfaklardan oluşan Matbah-ı Âmire’de hergün dört beş bin kişiyi doyuracak kadar yemek hazırlanır resmi günlerde meselâ ulufe tevzii günleri sayısı onbeşbin civarında olan askerlere çorba pilav zerde Ramazanın onbeşinci gecesi de bütün yeniçeri ve zabitlerine baklava pişirilirdi.

Saray mutfağı oldukça hareketli bir mutfaktır. Bir h’ned’n mutfağı olarak erzak sarayın kendine mahsus esnafından tedarik edilirdi. Bu esnaf sarayın kilercibaşısına bağlıydı. Kasap ustaları yoğurtçu ve sütçüler tavukçu mumcu simitçi kalaycı buzcu ve karcı esnafı. Mutfakta kullanılan tamlamalar mutfağın âdet’ bir okul gibi öğretilen yer olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir. Matbah-ı Âmire Ustaları ve Matbah-ı Âmire Ş’kirdleri (Saray mutfağı öğrencileri/çırakları) tamlamaları da bunu gösterir. Bu aslında geleneğimizde mevcut olan usta-çırak hoca-öğrenci ilişkisidir. Matbah-ı Âmire Emini ise Saray mutfağından sorumlu kişidir. Yardımcıları ile birlikte sayıları yüzü aşan bu sınıf saray mutfağının bütün ihtiyaçlarını gün-be-gün defterler halinde tutarlardı. İşte bunlar sayesinde bugün bile meselâ Fatih dönemindeki defterlere bakarak saray mutfağına alınan malzemenin tesbit edilmesi mümkündür.

375 sayfadan oluşan bu araştırma Fatih devrinden Kanuni Sult’n devrine kadar olan mutfak defterinin dökümüdür. Bu deftere o yüzyıldaki sebze meyve kap kacak adları yazıldığı gibi kimi alınan malzemenin yanında ne için alındığı da kayıtlıdır: Mutfağa en çok giren yiyecek içecekler çorba için yoğurt me’muniye için süt; peynir yumurta soğan saramsak sumak nane maydanoz pazı marul bulgur zeytinyağı sadeyağ kimyon susam yağı şerbet yapmak için siyah üzüm zerdali badem turşu için hıyar dana işkembesi kelle-paça şeker ceviz koyun has ekmek için susam sirke bal şerbet için pekmez toprağı karabiber tavuk mastaki tarçın kekik hindistan cevizi gülsuyu mercimek çeşitli meyveler boza su hardal çörek otu kuzu kuru balık havyar balık yumurtası balık şeftali armut incir üzüm karpuz.

Matbah-ı h’s veya Kuşhane matbahı ise özellikle padişah için yemek pişirilen mutfak anlamında kullanılırdı. Son zamanlarda Matbah-ı Hüm’yûn da denmiştir. Bu özel mutfağın aşçıları ve yardımcıları da emniyet açısından çok dikkatli seçilen kişilerden oluşmaktaydı.

Matbah-ı Âmire’nin tatlı reçel şurup pişirilen ve hatta sabun yapılan kokulu kısmına Helvahane denilirdi.

16. yüzyılın son yarısında saray mutfağının aşçı sayısı altmışa hizmetçiler de iki yüze 17.yüzyıl ortasında ise aşçı ve hademelerin sayısı binüçyüz yüz yetmişe çıkmıştı. Konaklardaki mutfaklarda mutfak emininin adı aşçıbaşıya dönüşmüştür. Büyük mutfaklarda ocakbaşı ve ocakbaşının yardımcısı olarak da perhizci bulunurdu. Perhizcinin diğer bir adı da kuşhaneci veya ince aşçıydı. Konaklarda pilavcı börekçi ve tatlıcı olarak çalışanlar özellikle yaptıkları bu işle anılırlardı. Börekçi ile tatlıcının işini birden yapana ise hamurcu denirdi. Bunların emrinde birçok kalfa bu kalfaların emrinde de birkaç çırak çırağın yardımcısının yanında ise iki üç yamağı olurdu. Ahmet Muhtar [Yeğ-taş] Hacıbeyzade Aş Evi Ameli Nazari Aşçılık Sofracılık (İstanbul: Matbaa-i Osmaniye 1332) adlı kitabında aşçıbaşılık kalfalık çıraklık zenci aşçı kadınlar ve arap halayıklar ve görevleri hakkında bilgi vermektedir.

Konaklarda ve zengince ailelerin evlerinde haremlik ve selamlık kısımları vardı. Mutfak haremlik kısmında bulunur yemekler dönmedolap denen raflı bir dolaba konur selamlık tarafından alınırdı. Bu pek tabii ki alelâde evlerde bulunmazdı



Yorum Yapın